Loading...

8 Kasım 2010 Pazartesi

ŞEHİR FARESİ İLE TARLA FARESİ

Kitabın adı:Şehir faresi ile tarla faresi                                                                                                           
Yazarı:  jean de la fontaine                                                                                                                    
Konusu::şehir faresi ile tarla faresi arasında geçen olaylar                                                                            

Kitabın içeriği;                                                                                                                                          

   Bu hikaye küçük bir fare hakkındadır. Bir zaman küçük bir fare varmış. Köyde yaşardı. Evi bir ağacın içindeydi. Küçük fakat güzeldi. O küçük köy faresi tüm gün çalıştı, bahçeyi temizledi, sebze ve meyveler yetiştirdi Bahardı. Hava sıcak ve güneşliydi. Her taraf yeşildi. Her renkte güzel çok çiçekler vardı. Orman zor uzun bir kıştan sonra canlandı.
   Bir sabah köy faresi etraftaki boş fındık kabuklarını süpürüyordu. Birisini gördü. Yoldan aşağı doğru geliyordu. Kuzeniydi. O şehirde yaşıyordu.
Merhaba kuzen dedi şehir faresi. Şehirden bıktım. Köyde biraz dinlenmek istedim ve buradayım. Tatilimi seninle geçirebilir miyim?
Hoş geldin evime dedi köy faresi. Seni görmekten muyluyum. Benimle kalabilirsin. Zevk alacağını düşünüyorum. Kuzenini küçük evine götürdü. Konuşacak çok şeyleri vardı. Fakat gece vakti köy faresi iyi uyuyamadı. Çünkü şehir faresi gelip onu uyandırdı.
Problem nedir kuzen? Diye sordu köy faresi. Neden uyumadın.
Kuzenim dedi şehir faresi. Üzgünüm fakat uyuyamıyorum. Senin saman şilten çok rahat değil. Oda çok küçük ve karanlık. Bundan dolayı korkuyorum. Köy faresi bnları duyduğuna çok üzüldü.
Senin için ne yapabilirim kuzen? “Bir mum yakacağım ve odana koyacağım” dedi üzülerek köy faresi. Çünkü o kuzeninin rahat etmesini istiyordu. Fakat bir şey yapamıyordu.
Ertesi gün köy faresi çok meşguldü her zaman ki gibi. Küçük meyve ve tohumları topluyordu. Onları kış için saklıyordu. Biraz da odun yapmak için eski ağaçları kesti.
Gel bana yardım et dedi kuzenine. Fakat şehir faresi çalışmak istemiyordu ve ellerini kirletmek istemiyordu.
Üzgünüm dedi. Burada çalışmak istemiyorum. Biraz yürüyüp temiz hava alacağım. Köydeki hayatın nasıl olduğunu öğrenmek istiyorum. Belki bundan sonra seninle kalabilirim.
Öbür gün köy faresi kibar olmak istedi. İşimi bitirince piknik yapabiliriz dedi. Güzel bir piknik sepeti hazırladı. Biraz peynir, kek ve meyve koydu. Ormanda güzel bir yere gittiler. Köy faresi çimenliğe bir kumaş serdi ve her şeyi üzerine koydu. Çok mutluydu. Çünkü kuzeninin geçen geceyi unutup sevineceğini düşündü.sonunda şöyle dedi: gel kuzen öğle yemeğimizi yiyelim.
Önce iyiydi. Yemeye ve konuşmaya başladılar. Şehir faresi şehirdeki hayatıyla ilgili bazı hikayeler anlattı. Gelecekle ilgili planları hakkında konuştu. O sırada şehir faresi korkuyla bağırdı. Aman allahım. Bu da ne? O büyük yeşil bir çekirgedir. Kekin üzerindeydi. Sakin ol. O sadece bir çekirge. Bir şey yapmaz dedi köy faresi. Ve yemeye devam ettiler. Fakat Birkaç dakika sonra şehir faresi tekrar bağırdı. Bir inek çalıların arasından onlara bakıyordu. Yüzünde bir gülümseme vardı. Şehir faresi kaçmaya başladı. Eve gidiyorum dedi. Sen de benimle gel. Şehirdeki hayat çok güzeldir. Seveceksin.
Köy faresi bavulunu topladı ve kuzeniyle şehre gitti. Şehir çok büyük ve ilginç idi köy faresi için. Çok şaşırmıştı. Çünkü her şey köydekinden farklıydı. Uzun binalar, arabalar, sokaklarda insanlar ve özellikle de gürültü.
Uzun bir seyahatten sonra evdeydiler. Bu bizim otuma odamız. Bak masada çok yiyecek var. İstediğini yiyebilirsin. Koltuğa otur, çok rahattır dedi şehir faresi.
Sonra şehir faresi köy faresini onun odasına götürdü. Köy faresinin odası çok güzeldi. Büyük bir yatak vardı. Yastıklar ve yorgan çok yumuşak ve temiz görünüyordu. Vay be. Ne kadar güzel dedi köy faresi. Evet öyledir. Burada hiç iş yoktur kuzen. Tüm gün uyuyabiliriz, lezzetli yiyecekler yiyebiliriz ve oyun oynayabiliriz diye anlattı şehir faresi.
Şüphesiz eve geri gitmek istemiyeceksin.. Odam seninkinin yanında. Bir şeye ihtiyacın olursa beni çağırabilirsin.
Bir şey yiyebilir miyiz kuzen dedi köy faresi. Çok açım. Tamam dedi şehir faresi. Haydi mutfağa gidelim. İstediğini yiyebilirsin. Yiyebildikleri kadar yiyecek yediler. Sonra köy faresi yorulduğunu fark etti. Çünkü bu onun yaşadığı en uzun gündü. Yatağa gitmek istiyorum. İyi bir uyku çekmem gerektiğini düşünüyorum dedi köy faresi.
Şehir faresi köy faresini odasına götürdü. Elbiselerini değiştirip uzandı yatağa. Çok rahattı ve gözleri kapanmak üzereydi. Fakat ayağa sıçradı. Çok araba vardı sokakta ve korkunç gürültü yapıyorlardı.
Şehir faresi çok yorgundu ve tekrar uykuya dalmaya çalıştı. Fakat imkansızdı. Sokak lambaları ve trafiğin gürültüsü onu tüm gece uyutmadı. Bu nedenle şehir faresini çağırdı ve dedi ki uyuyamıyorum. Yatağım çok yumuşak. Çok gürültü ve sokak lambası var ve çok keskin. Şehir faresi şaşırmıştı. Peki halının üzerinde uyuyabilirsin haydi pencereyi kapatalım dedi. Yapacak başka bir şey yoktu. Bu nedenle köy faresi zorla uyuyabildi.
Köy faresi sabahleyin erken uyandı. Şehir faresinin odasına gitti ve onun uyuduğunu gördü. Etrafa baktı ve kuzeninin uyanmasını bekledi. Sonunda şehir faresi uyandı. Haydi kahvaltı yapalım dedi. Mutfağa gittiler. Masada çok yiyecek vardı. Fakat hepsi de ev sahiplerinin artıklarıydı.
Sorun değil diye düşündü köy faresi. Önemli olan yiyecek bulmaktır. Yemeye başlar başlamaz köy faresi korkunç bir sesle bağırdı. Bir kedi, o bir kedi. Panik yapma. O bu evde yaşıyor. Eğer güzel yiyecek yemek istiyorsan bazı riskleri almalısın dedi şehir faresi. Köy faresi çok korkmuştu. Çok teşekkürler her şey için. Fakat ben eve geri dönüyorum dedi köy faresi.
Ertesi gün köy faresi eve döndü. Belki lüks içinde yaşamak iyiydi fakat huzur içinde yaşamak daha tehlike içinde yaşamaktan daha önemlidir.
Sonunda o evindeydi. Yatağı sertti fakat hiçbir tehlike yoktu. Onun üzerine uzandı. Yüzünde büyük bir sevinç vardı. Kuzenimi ziyaret etmek güzeldi dedi kendi kendine. Fakat yaşamak için ev gibisi yok. Ve küçük evinde ama huzurlu evinde mutlu bir şekilde yatmaya gitti.                                                                                         
 

Çocuklara gelişimine etkisiBu hikaye çocuklara farklı kültürler hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlar.Farkı yaşam tarzlarını öğrenmelerini sağlar.Farklılıkların farkına varmalarını sağlayabilir.Konusu çocuğun gelişim düzeyine uygundur.Cümleler anlaşılabilir şekildedir.                                                                                                                     
   YORUM: Bu hikayenin dili çocukların anlayacağı şekilde  sade bir dili vardır.Hayvanların konuşturulması çocuklar için daha ilgi çekici olmuştur.3-6 yaş çocuğunun anlayabileceği bir kitaptır.Bu hikayeyle çocuklara hayvan sevgisi verilebiilir.Beraber paylaşma ,hoşgörü duygusu verilebilir.Çocukalara eleştirel bir bakış açısı kazandırabilir.Sorular sorulur.siz şehir faresinin yerinde olsanız neler yapardınız gibi onları düşünmeye yöneltebiliriz.                                                                                                                                             

ÖNERİLER:Bu kitapla çocuklara hayvanlar hakkında billgi verilebilir.farklılılar hakkında bilgiler verilebilir.olaylar hakında bilgi sahibi olmaları ve farklı görüşler belirtmelerini isteyebilirsiniz.

RESİM REFERANSI:tüm kitaplar.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder